Hakkımızda
Emanet ve Tebessüm: Bir "Hediyenbu" Hikayesi
İstanbul’un dar ama huzurlu sokaklarından birinde, genç girişimci Ömer’in küçük bir ofisi vardı. Ömer, insanların sevdiklerine sadece bir eşya değil, bir "huzur nişanesi" göndermelerini istiyordu. Bu niyetle kurduğu Hediyenbu, kısa sürede dijital dünyanın en sevilen maneviyat duraklarından biri haline gelmişti.
Bir Salı akşamı, sisteme bir sipariş düştü. Sipariş notunda sadece şu yazıyordu:
"Oğlumun ilk hafızlık hediyesi... Uzaktayım, paketine dualarınızı da ekler misiniz?"
Ömer ve ekibi hemen işe koyuldu. Kadife kaplı, isme özel şık bir Kur’an-ı Kerim, el işçiliği bir tesbih ve odasına ferahlık katacak misk kokulu bir buhurdanlık seçildi. Ancak Hediyenbu ekibi için bu sadece bir kargo kutusu değildi; bir babanın oğluna gönderdiği gurur ve sevgi köprüsüydü.
Paketi hazırlayan Zeynep, kutunun içine küçük, el yazması bir kart bıraktı: "Gayretin daim olsun küçük hafız. Bu hediye, yolunu aydınlatan bir kandil olsun." Kutuyu özenle mühürlediler ve aynı gün kargoya verdiler.
Üç gün sonra ofise bir fotoğraf geldi. Fotoğrafta 12 yaşlarında bir çocuk, elinde Hediyenbu kutusuyla gözlerinin içi gülerek bakıyordu. Yanındaki notta ise şu yazılıydı: "Paketi açtığında yayılan o güzel koku ve yazdığınız not onu öyle mutlu etti ki... Bir ticaretten fazlasını yaptığınız için teşekkürler."
Ömer, ekibine dönüp gülümsedi. O gün bir kez daha anladılar ki; Hediyenbu sadece dini ürünler satan bir site değil, gönülden gönüle kurulan bir köprüydü.